Reklam Alanlarına Girerek Sitemize Destekte Bulunabilirsiniz

11/4/2009 · Kategori: Dahiliye

Orta Kulak İltihabı

Daha çok çocuklarda görülen bu iltihabi rahatsızlık kulağın, kulak zarının arkasında yer alan orta kulak bölümünde genellikle bir üst solunum yolu enfeksiyonunu takiben ortaya çıkar.

Ağrı, ateş, kulakta dolgunluk hissi, işitmede azalma ve kulak akıntısı gibi belirtiler verir. Hastalığın başlangıcında kulak zarında kızarıklık, giderek bombe bir görünüm ve zardaki delinmeyi takiben de koyu kıvamlı sarı-yeşil renkli iltihabi akıntı görülür.

Nezle, grip, sinüzit gibi burun tıkanıklığı ile giden hastalıkların uzun sürmesi durumunda, bazen de burun tıkalı iken suya dalma, uçakla yolculuk gibi aktiviteler sırasında kulakta acıma ve ateşli hastalık başlayabilir.

Yeni başlayan, akut iltihapıarda tıbbi tedavi gayet başarılı sonuçlar verir ve on günlük bir antibiyotik ve dekonjestan tedavi ile hastalar şifa bulur. Bazen hastalığı teşhis eden hekimler, tıbbi tedavi ile ateşin düşürülemediği durumlarda kulak zarına çizik atma anlamına gelen "parasentez" işlemini gerekli görürler. Kulak hekimi tarafından çizikten akıtılan cerahat bir aspiratör yardımı ile emilerek, zardaki gerginlik giderilir ve çocuğun ateşi düşer, ağrı hafifler.

Çocuklarda sık görülen bir orta kulak rahatsızlığı da sıklıkla okul öncesi çağda yer alan "geniz bademciği"nin aşırı büyüklüğü ya da iltihabına bağlı gelişen "seröz otit"dir. Burada orta kulağı havalandıran östaki tüpünün geniz tarafındaki ağzı lenfödem ile tıkanmış ve orta kulak havasız kalmıştır. Havasızlık kritik boyutlara gelince; vakum etkisiyle orta kulağa kanın sıvı kısmı sızar ve orada göllenir. Bu sıvı birikimi ağrı ve ateşe neden olmamakta, ancak çocuklarda genellikle her iki kulakta da hafif derecede işitme kaybına yolaçmaktadır. Bu durumu aileler; "çocuklarının arkadan seslenildiğinde duymadığı", "televizyonu çok yakından seyrettiği ya da herkes normal duyarken sesini açtığı" şeklinde ifade eder.

Bu durum okul çağında ders başarısızlığına, çocuğun hırçınlaşmasına sebep olabilmektedir. İşitme kaybının tek taraflı olduğu vakalarda bu durum kolayca ailenin gözünden kaçabilir. O nedenle burun tıkanıklığı sürekli olan, ağzı açık ve hırıltılı uyuyan ve yastığına salyası akan çocukların geniz bademciği ve seröz otit yönünden incelenmesinde yarar vardır.

Bu rahatsızlığın tedavi edilmediği durumlarda; kulak zarı incelmekte, gerginliğini kaybedip havasızlığa dayanamayarak çökmekte ve nihayet müzmin orta kulak iltihabına ve ağır işitme bozukluklarına neden olmaktadır. Sonuçları itibariyle böylesine önemli bir rahatsızlığın teşhisinde hekim muayene yanında "tim panogram" denilen basınç testini yapar ve havasızlığın boyutlarını saptar.

Tıbbi tedavinin başarısız kaldığı durumlarda; cerrahiye başvurulur. Önce rahatsızlığa sebep olan geniz bademciği alınır ve aynı seansta her iki kulak zarı çizilerek biriken sıvı dışarı emilir ve açılan deliğe havalanma tüpü takılır. Ortalama 1 mm iç çapı olan bu tüpler havalanmayı temin ederek, östaki tüpünün çalışmasını sağlar. Ortalama 6 ay yerinde kalan tüpler zamanı gelince kendiliğinden atılırlar. 1 yıldan uzun kalması genelde istenmez ve bu süre sonunda hekim tarafından kolayca çıkarılır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

11/4/2009 · Kategori: Bilgiler

Horlama ve Nedenleri

√ HORLAMANIN NEDENİ NEDİR?
Ağız ve burun arkasındaki hava yolunda darlık olduğunda ortaya çıkan gürültü biçiminde ki sese horlama denir. Dilen arkası ve yumuşak damak ve küçük dilin olduğu kısmın genizle birleştiği bölge kendiliğinden daralabilen bir bölgedir. Bunlar birbirleri üstüne geldiğinde solunumla birlikte titreşmekte ve horlama ortaya çıkmaktadır.

√ Horlayan biri aşağıdaki problemlerden en az birine sahiptir.
1. Dil ve boğaz kasları gerginliği azalmıştır. Gevşek kaslar sırt üstü yatınca dilin boğaz arkasına doğru kaymasına engel olamaz. Bu olaş alkol ya da ilaç alarak gevşemiş birinin uykusunda kas kontrolünün kaybolması ile ortaya çıkar. Bazı insanlarda uykunun derin fazında gevşemeye bağlı olarak yine horlama görülebilmektedir.

2. Boğazdaki dokuların aşın büyük olması. Büyük bademcik ve geniz eti çocuklarda en sık rastlanan horlama sebebidir. Şişman insanlarda kalın boyun dokusu sebep olarak gösterilir. Kist ve tümörlerde nadir olarak bu yolla horlama yapabilmektedir.

3. yumuşak damak ve küçük dilin aşın sank ve uzun olması boğaza doğru hava yolunu daraltır. Hava yoluna sarktığı için bir valv gibi horlamaya neden olur.

4. burun tıkanıklığı olan kişi havayı almak için genizde aşın vakum yaratır. Bu vakum boğazda kollabe olabilen dokuları hava yoluna doğru çeker. Böylelikle burun açık iken horlamayan kişide horlama görülmeye başlar.

Bu durum neden bazı kişilerin sadece alerjik dönemlerde veya grip, sinüzit olduğu zamanlarda horladığını izah etmektedir. Burun deformasyonları bu tip burun tıkanıklığı nedenleri olarak bilinir. Deviasyon burun orta bölmesinin yan taraflara taşması olarak tanımlanır. Burun içi deformasyonları içinde en sık rastlanılandır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

11/4/2009 · Kategori: Bilgiler

Hıçkırık

Akciğerlerimiz kaburgalarımızın içinde birer torba gibi dururlar. Nefes aldığımızda bu torbalar içerlerine alabildikleri kadar hava alarak şişerler. Göğsümüzü karnımızdan ayıran ve akciğerlerimizin altına bitişik büyük bir kas olan diyafram, büzüşerek ciğerlerimizin genişlemesini sağlar, nefes almamıza yardımcı olur.
Süratli yemek yenildiğinde, yutkunma neticesinde yemek ile birlikte bir miktar da hava alınır. Hıçkırık, yiyeceğin yüzeyine yapışarak sindirim sistemine giren bu havayı atmak için sistemin gösterdiği bir tepkidir. Diyafram süratle büzüşerek, çok ani ve hızlı nefes almamızı sağlar. Bu arada boğazımızın üst tarafında, ses tellerimizin bulunduğu kısımda bir kapanma olur ve buradan geçen hava bir an bloke edilir. Bu da 'hıck' şeklinde bir sesin çıkmasına neden olur.

Midedeki bir olayla diyaframın ilişkisi, bu iki organdaki sinirlerin birbirine çok yakın hatta iç içe geçmiş olmalarındandır. Bu nedenle en çok yemekten sonra hıckırırız. Sindirim işlemi bittikten sonra hıçkırık olmaz. Hıçkırığı önlemek için çok çeşitli öneriler vardır. Baş aşağı durmak, yavaş yavaş su içmek, kollan yukarıda tutmak, nefesi tutmak, ileride bir noktaya bakarak derin nefes almak, buzlu su içmek, nefesi tutarak üç kere yutkunmak, nane yutmak, parmağı kulağa bastırarak su içmek ve korkutmak gibi. Bunlardan korkutarak insanı şok etmek, dolayısıyla sinir sistemini etkilemek, derin nefes alarak diyaframın mideyi itmesini sağlamak ve de kandaki düşük karbondioksit seviyesinin hıçkırığın oluşumunu hızlandırdığı bilindiğinden nefesi tutmak en mantıklı önlemlerdir.

Aslında ise bu önlemlerin hiçbirine gerek yoktur. Hıçkırıklar yaklaşık 5 saniyede bir olur ve genellikle bir dakikadan fazla sürmezler. Siz önlemlerle uğraşırken, o zaten kendi kendine kesilir. Hıçkırığı kesmek için kabul edilen genel görüş hiçbir önlemin hıçkırığı kesmediğidir. Ancak aylarca süren istisnai durumlarda, muhakkak tıbbi müdahale gerekir, hatta bu durumlarda sinirler üzerinde operasyon yapılması bile gündeme gelebilir. Çok miktarda biber yemek gibi kimyasal yanmaların, enfeksiyonların ve ülser gibi hastalıkların da hıçkırığı meydana getirebilecekleri ileri sürülüyor. Hıçkırık süresince bir şey yememekte ve içmemekte fayda vardır, çünkü bu sırada tekrar fazla hava alınabilir. Hıçkırığı önlemek için en iyisi yemeği yavaş yiyin, çok miktarda yemeyin, yemek yerken karbonatlı içki içmeyin, yemeğe konsantre olun, çok konuşmayın ve gülmeyin. Yemeğe saygınız ne kadar artarsa, hıçkırık o kadar azalır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

11/4/2009 · Kategori: Ortopedi

Kireçlenme

Kireçlenme
Yaşlanma ile birlikte görülen, genellikle kalça, diz ve omurga mafsallarında ortaya çıkan ağrılı sertliklerdir. Bu sertliklerin sebebi, mafsal yüzeylerinde kalsiyum tuzlarının birikmesidir.
Bilhassa kırk yaşın üzerinde, az hareket isteyen, statik işlerde çalışan kimselerde görülen kireçlenme, namaz kılan ve hareketli işlerde çalışan insanlarda seyrek rastlanır.

Ne Yapmalı 
- Yaşı kırkın üzerinde olan kimseler hareketsiz işlerde çalışmamalı, sık sık yürüyüşe çıkmalıdır. 
- Yağlı, şekerli, tuzlu ve unlu yiyecekler azaltıımalı, sebze yemeklerine ağırlık verilmelidir.
- Namaz, hemen hemen, bütün mafsalları çalıştıran ideal bir egzersiz olduğundan ve ayrıca ibadet ihtiyacını karşıladığından fizik ve ruh sağlığı yönünden tavsiye edilmektedir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

11/4/2009 · Kategori: Bilgiler

Parmak Çıtlatması

Parmaklarımız niçin çıtlar
Bazı insanlar her iki elinin parmaklarını birbirine geçirerek ve onları gererek ses çıkartırlar, yani çıtlatırlar. Çoğumuz buradan gelen sesin kemiklerden geldiğini sanırız, hatta rahatsız oluruz ama nedense bunu yapanlar hallerinden memnun görünürler. En çok ve kolaylıkla çıtlattığımız yerler vücudumuzda en çok bulunan sürtünmeli eklem yerleridir. Bu tip eklem yerlerinde, örneğin parmaklarımızda, iki kemiğin birleştiği yerde bir bağlantı kapsülü vardır. Bu kapsülün içinde kemiklerin hareketleri sırasında buraları yağlayan bir sıvı vardır. Bu sıvının içinde erimiş halde oksijen, nitrojen ve karbondioksit gazları bulunur.

Vücudumuzda en kolay çıtlatabileceğimiz eklem yerlerimiz parmaklarımızdır. Parmaklarımız gerilince ve eklem yerlerimiz düzleşince bu kapsül de gerilir. İçindeki sıvının basıncı azalır ve gaz kabarcıkları patlamaya başlar. İşte kulağımıza gelenler bu seslerdir. Patlayan kabarcıklar neticesinde gazlar bu sıvıyı terk eder, sıvı daha da genleşir ve eklem yerinin hareket kabiliyetini arttırır. Şüphesiz ki eklem yerinin gerilmesi, bu kapsülün boyu ile sınırlıdır. Eğer parmaklarınızı çıtlattığınız anda röntgenini de çekerseniz, eklem içinde oluşan gaz kabarcıklarını görebilirsiniz. Bu olay eklem yerindeki hacmi yaklaşık yüzde 15-20 artırır.
Aynı parmağınızı arka arkaya çıtlatamazsınız. Bir süre beklemeniz gerekir, çünkü gaz kabarcıklarının sıvı içersinde tekrar oluşması biraz zaman alır.

Tüm bu açıklamalar, deneylerle ispatlanmasına rağmen, yine de bu kadar küçük gaz miktarının bu kadar büyük bir ses çıkartabilmesinin nedeni hala anlaşılmış değildir. Bu sorunun tatmin edici bir cevabı da henüz yoktur. Ayrıca detaylı çalışmalar göstermiştir ki, çıtırdama sırasında iki ayrı ses duyulmaktadır. Birincisinin gaz kabarcıklarının patlaması olduğu biliniyor. İkinci sesin ise kapsülün uzama sınırına vardığında çıktığı sanılıyor.

Evet geldik en çok merak edilen soruya! Parmaklarımızı çıtlatmak vücudumuz için zararlı mıdır? Bu konuda elde çok az bilimsel çalışma sonucu vardır. Bir görüşe göre parmak çıtlatmanın eklem yerlerimizdeki sıvıya bir tesiri yoktur. Diğer bir görüşe göre ise sürekli olarak bunu yapanlarda ve bunu alışkanlık haline getirenlerde, eklemler etrafındaki yumuşak doku zarar görmekte, parmaklar şişmekte, dolayısı ile elin kavrama gücü azalmaktadır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

11/4/2009 · Kategori: Bilgiler

Neden Organik Ürün

Dünya Sağlık Raporuna Göre
- Her geçen sene kansere yakalanan insan sayısı artmaktadır çünkü kimyasal ilaç ve hormonla üretilen sebze ve meyvelerin tüketimiyle vücuttan bir daha atılamayan kimyasal maddelerin birikimi sonucudur..
- Dünyaya gelecek yeni nesiller daha büyük tehdit altında çünkü tüketilen hormonlu ürünlerin insanın hormonal yapısını bozmakta ve gen aktarımıyla dünyaya gelecek yeni nesillerin sakat veya bağışıklık sistemleri daha zayıf olacağından dolayı her türlü hastalığa yakalanma riskleri çok daha yüksek olacaktır..
- Her geçen sene kalp,şeker,tansiyon ve bir çok çeşit alerjik hastalıktan şikayetçi olan insan sayısının artmasının nedeni sağlıksız ve dengesiz beslenmedir..
- Her geçen sene yeni yeni hastalıklar türemesinin nedeni kimyasal ilaç ve hormonlarla üretilmiş ürünlerin tüketilmesiyle bağışıklık sisteminin zayıflamasıdır..
- Her sene dünyada 10 milyon insan kanserden hayatını kaybetmekte ve bu sayının her sene katlanarak artacağı düşünülmektedir..

ARAŞTIRMALARA GÖRE:
- Amerika ve bir çok Avrupa ülkelerinde ; 
- Kötüye giden sağlık durumunun önüne geçebilmek için doğal organik ürün tüketimine geçilmiştir..
- Dünyaya gelecek yeni nesillerin sağlığını garanti altına alabilmek için çocuk mamalarının üretiminde kullanılan bütün ürünlerin tamamen organik olmasını sağlayan yasa getirilmiştir..
- Oradaki toplum bu konuda tamamen bilinçlendirilmiş organik ürün oradaki insanların hayatlarının olmazsa olmazlarından olmuştur.

ORGANİK BAHÇEMİZ DİYOR Kİ:
- Amerika ve Avrupa ülkeleri gibi hem kendi sağlığımızı hem de yeni nesillerin sağlığını garanti altına alabilmek için
- Kanser ve daha birçok hastalığın önüne geçebilmek için
- Tüketilen hormonlu ürünlerin insanın hormonal yapısını bozmakta ve gen aktarımıyla dünyaya gelecek yeni nesillerin sakat veya bağışıklık sistemleri daha zayıf olacağından dolayı her türlü hastalığa yakalanma riskleri çok daha yüksek olacaktır..Dolayısıyla anne ve babalarımızda çıkmayan bir hastalığın bizde çıkmaması veya bizde çıkmayan bir hastalığın çocuklarımızda da çıkmaması için,
- Kısacası daha sağlıklı bir yaşam için herkesi organik ürün tüketimine davet ediyoruz.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

11/4/2009 · Kategori: Bilgiler

Hapşırma

Hapşırma, ani, irade dışı, sesli bir şekilde ağızdan ve burundan nefes vermektir. Hapşırma burun kanallarındaki sinirlerin uyarılması sonucu oluşan psikolojik bir reaksiyondur. Aslında burnumuz nefes almamızda çok önemli bir görev yapar. Hava onun dar kanallarından türbülans oluşturarak geçerken hem ısısı ayarlanır, hem de içindeki toz burada filtre edilir. Buradaki sinirlerin uyarılmasının nedenleri değişiktir. En çok alerjik etkilenmedir ama toz, duman, parfümler hatta aniden ışığa bakma gibi başka birçok nedenleri daha vardır. Hapşırmadan önce sanki bir yerimiz ısırılmış gibi sinir uçlarının ikaz göndermesi  sonucu, burnumuzdan önce bir salgı gelir. Biz bunun pek farkına varamayız. Bu salgının ardından beyine giden ikaz neticesinde baş ve boynumuzdaki kaslar uyarılarak ani nefes boşanması olayı yaşanır. Ses tellerinin olduğu bölüm önce kapanır ve buradaki havanın basıncı iyice yükselir. Sonra aniden açılarak hava yüksek bir sesle dışarı verilir. Tabii beraberinde burnumuzdaki toz gibi yabancı maddeler ve soğuk algınlığı yaratan mikroplar da.

Ancak tıp bilimi hapşırma ile yayılan mikropların, elle yayılanlardan çok daha az olduğunu saptamış bulunmaktadır. Uyku sırasında özellikle rüya safhasında sinir sisteminin bazı elemanları kapalı olduğundan normal şartlarda hapşırma olmaz. Uyarı çok kuvvetli ise olabilir ama anında uyanılır. Ancak bu beyin tarafından tehlike olarak algılanmaz. Uyurken ayağını gıdıkladığımız kişinin ayağını çekip, arkasını dönüp, uyumağa devam etmesi gibi.

Hapşırma refleksinin detayları tam bilinmese de kesin olarak bilinen bir şey var. Hapşırırken gözlerinizi açık tutamazsınız. Bunu bilim insanları vücudumuzda bir acı veya ağrı duyduğumuzda gözlerimizi kapatmamıza bağlıyor. Kibarlık olsun diye hapşırığı tutmaya çalışmak ise kesinlikle tavsiye edilmiyor. Güneş ışığı ile karşılaşınca hapşırmanın genetik olduğu ileri sürülüyor. Dünya nüfusunun en az yüzde 18'i bu hassasiyete sahip. Hapşırma sayısının da genlerle nakledildiğini ileri süren bilim insanları var. Bazı ailelerde üç kere hapşırılırken, bazılarında sekizincide duruyormuş.

İnsanlara hapşırdıktan sonra 'çok yaşa' deme adetinin kökeni Hıristiyanların 'God bless you' yani 'Tanrı seni takdis etsin' veya Tanrının hayır duası üzerinde olsun' cümlesine dayanmaktadır. Altıncı yüzyılda hapşıranlara vücutlarındaki şeytanı attıkları için tebrik anlamında söylenen bu söz büyük veba salgını başlayınca Papa tarafından söylenmesi zorunlu kılındı ve kanunlaştırıldı.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

11/4/2009 · Kategori: Enfeksiyon

Gırtlak Kanseri

Belirtiler
- Ses kısıklığı,
- Yutma zorluğu ve acı,
- Boynunuzda şişme.
Hemen hemen herkes arada bir ses kısıklığından şikâyet edebilir. Larenjit veya üşütmeden olan ses kısıklığı birkaç günde geçer.

Ses kısıklığı birçok gırtlak rahatsızlıklarının belirtisi olabilir ama gırtlak kandesinin tek belirtisi budur. Gırtlak kanserlerinin çoğu sestellerinde veya hançere (lamyx) de olur. Yutkunmada acı veya boyun şişmesi başka tür kanserlerin belirtisidir.

Sigara, puro veya pipo içenler içmeyenlere göre çok fazla risk taşırlar. Aynı şekilde alkol alanlarda da risk oranı yüksektir. İçki ve sigara birlikte kullanılıyorsa risk daha da büyür.

Gırtlak kanserleri 60 yaş civarında en sık görülür. Erkeklerde kadınlara oranla daha fazladır. Sadece ses kısıklığından şikâyet ediyorsanız, başkaca belirtiler yoksa ve kısıklık 2 haftada geçmezse doktora başvurun. Ayrıca boynunuzda şişme ve yutma zorluğu da birkaç hafta sürerse, doktorunuza başvurmalısınız.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

10/4/2009 · Kategori: Enfeksiyon

Tetanoz

Tetanoz mikropları toz, toprak ya da hayvan gübresi ile bulaş­mış yaralardan vücuda giriş yaparlar.

Tetanozun bulaşması için illa da büyük yaraların ve eziklerin meydana gelmesine lüzum yoktur. Küçük bir kıymık, bir çivi batması veya bir çizik bazan ye­terlidir. Tetanoza dönüşen kürtaj vakaları da çoktur. Çok seyrek de olsa, yanıklardan ve ortakulak iltihaplarından sonra tetanoz görülebilir.

Belirtileri:
• Mikroplar vücuda giriş yaptıktan yaklaşık üç hafta sonra hastalık belirtileri ortaya çıkar.

• Endişe ve huzursuzluk halleri ile birlikte kas sertliği ve ağzı­nı açamama (çene kenetlenmesi) durumu belirir.

• Ensede sertlik ve yüz spazmları görülür.

DİKKAT: Müdahale edilmeyen ağır vakalarda bel kemiğinin büküldüğü müşahade edilmiştir. Hasta sırtı kemer yapacak şekil­de yatar. Ondan sonra en ufak bir ses hastada çılgınhk derecesin­de tepkilere yol açar.

Ne Yapmalı?
Çocuklar dışarıda oyun oynarken sık sık düşer yaralanırlar. Sokaklarımızın birer pislik yuvası olduğunu -maalesef- kabul et­mek zorundayız. Bu sebeple çocuklarınıza mutlaka vaktinde teta­noz aşısı yaptırınız.

NOT: Tetanoz aşısı, boğmaca ve difteri aşısı ile birlikte DBT (Difteri - Boğmaca - Tetanoz) yapılır. Beşinci aydan başlayarak iki ay ara ile üç dozda tamamlanır. İlkokula başlarken aşı (yine üç doz halinde) tekrarlanmalıdır. Keza ortaokula başlayınca ve yirmi yaşına gelince tetanoz aşısı tekrarlanmalıdır.

Vaktinde verilen tetanoz aşısı vücutta aktif bir bağışıklık ka­zandırır. Ancak bu şahsın tetanoza yakalanmayacağı anlamına gelmez. Şüpheli yaralarda tetanozun belirtilerini beklemeden doktora gidilmelidir.

Kişi aktif olarak vaktinde aşılanmış ise, doktor yeni bir aşı daha yapabilir.

Aşılanmamış kişilerde tedavi oldukça zor ve risklidir. Zira doktor pasif bir bağışıklık kazandırmak için at serumu vermekte tereddüt edecektir. Çünkü serumun bazı tehlikeli yan etkileri var­dır. Ancak bu yine doktorun bileceği bir iştir. Penisilin ve gamma globülin tedavisi de oldukça etkilidir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

10/4/2009 · Kategori: Enfeksiyon

Kuduz

Özellikle köpek, kedi, kurt, tilki ve yarasa gibi memeli hayvanlarda görülen bir hastalıktır. insana da bu kuduzlu hayvanların ısırması ile geçer. Dişlerin açtığı yaraya, kuduz virüsü taşıyan hayvan salyası bulaşır. Virüsler yaradan içeri girdikten sonra sinirler yoluyla merkez sinir sistemine (beyne) ulaşır; tahribatını yaparak sonu ölüm olan genel felçlere sebebiyet verirler.

* Belirtileri: 
- Hayvan ısırdıktan ancak bir ila altı ay sonra hastalık belirtileri ortaya çıkar.
- Bu müddet değişikliği, vücudun direnci ve ısırılan yerin beyne olan uzaklığı ile orantılıdır. 
- ilk belirtileri karamsarlık ve huysuzluktur. 
- Nihayet, birkaç gün içinde, adale kasılmaları genel felç haline dönüşür ve sonuç ölümdür. 
- Sonra, boğazda başlayan ağrılı kasılmalardan dolayı, hasta su içemez.
- Bunu beceremediğinden huysuzlaşır. Halk arasında bu durum "su korkusu" tabiri ile açıklanır. 
- Yutkunma güçlüğünü ağrılı kas spazmları izler.
- Hastada şuursuz tepkiler ve ihtilaçlar (delilik halleri) belirir.

* Ne Yapmalı? 
- Bir hayvan tarafından ısırıldığınız zaman, her halükarda, kuduz olabileceğini düşünmelisiniz. 
- Yakaladığınız hayvanı ilgili sağlık kuruluşuna (belediye tabibi veya hastahane) götürüp "kuduz testi" yaptırınız. Görevliye, ısırıldığınızı söyleyin iz ve gerektiğinde aranmak üzere adresinizi ve telefon numaranızı veriniz. Veya neticeyi almak üzere randevu isteyiniz. 
- Testler kuduzu doğruladığı takdirde ısırık yeri cerrahi usullerle temizlenir ve kuduz serumu zerkedilir. Arkasından vücuda aktif bağışıklık kazandırmak için ölü kuduz virüsü aşılanır. Aşılama usulleri değişik olmakla beraber, hepsinin de gayesi hastada kuluçka devresi sona ermeden bağışıklık oluşturmaktır.
- Isırılan yeri bol sabunlu su ile yıkayınız.

NOT: Hayvanda kızgınlık ve azgınlık alametleri varsa; köpek ise havlarken, kedi ise miyavlarken alışılmışın dışında sesler çıkarıyorsa; hele ağzında bol salya varsa onu mutlaka yakalayıp belediye tabibine veya bir hastahaneye götürünüz. Yakalamaya çalışırken -tekrar ısırılmamak için- dikkatli hareket ediniz.  

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki ::

page counter
Free Web Counters
Erken Rezervasyon Site Ekle site ekle site ekle Site-ekle.gen.tr Web Rehberiniz!!
Zirve100 Toplist
Site Ekle | Top List